TurquoiseFjord
Kayıtlı Kullanıcı
Uzun yolculuklarda aracın nasıl hissettirdiğini anlamak için bazen yüzlerce kilometre gitmeniz gerekiyor. Mercedes E Serisi de tam olarak öyle bir araba... Şehirde fark etmiyorsunuz bazı şeyleri. Ama otobana girip de gaz verince, işte o zaman anlıyorsunuz neyle karşı karşıya olduğunuzu.
Süspansiyon konusundan başlayalım. E Serisi'nin yol tutuşu ilk başta biraz sert gelir bazı insanlara, özellikle alışkın değillerse. Ama birkaç saat geçince anlıyorsunuz ki bu sertlik değil aslında, bir güven hissi. Koltuk altınızdan gelen titreşim yok denecek kadar az. Yolun ne durumda olduğunu hissediyorsunuz ama bedeninize yansımıyor, yani araba süzülüyor gibi ilerliyor...
Koltuklar meselesine gelelim. Vallahi burada Mercedes gerçekten düşünmüş. Uzun yolda en çok beli ve omuzları yoruyor bilirsiniz. E Serisi'nin sürücü koltuğu bel desteğini ayarlayabiliyorsunuz, üstelik hava yastıklı sistemle. Saatlerce oturuyorsunuz, kalktığınızda "ah" demiyorsunuz. Bu küçük bir şey gibi görünür ama 500 kilometre sonra ne anlama geldiğini yaşayanlar bilir.
Gürültü yalıtımı... Burası belki de en çarpıcı konu. 130'da giderken içeride konuşabiliyorsunuz normal sesle. Rüzgar sesi yok gibi. Yol sesi minimal. Müzik açtığınızda müziği duyuyorsunuz, arabanın gürültüsünü değil. Bu konuda E Serisi sınıfının en iyilerinden biri desem abartmış olmam.
Bir de şöyle bir şey var, abi... Uzun yolda sürücüyü asıl yoran şey direksiyonla boğuşmak değil, o sürekli dikkat gerginliği. Şerit takip sistemi, adaptif hız sabitleyici, kör nokta uyarısı derken E Serisi bu yükü ciddi ölçüde alıyor üzerinizden. Siz sadece yolu takip ediyorsunuz, araba gerisini hallediyor neredeyse. Tabii tamamen bırakmıyorsunuz direksiyonu, ama o yorgunluk farkı çok net hissediliyor akşam.
Motor tarafına bakarsak, 2.0 dizel seçeneği uzun yolda gerçekten verimli çalışıyor. Yakıt tüketimi saatte 100 ile giderken 5-6 litre civarında kalıyor. Bu rakam önemli, özellikle sık sık uzun yol yapıyorsanız. Hız geçişleri de yumuşak, 9 ileri otomatik şanzıman vites atlamalarını fark ettirmiyor neredeyse.
Arka koltuklar için de bir şey söylemek lazım. Çünkü uzun yol sadece sürücünün meselesi değildir. Ailece gidiyorsanız, arkada oturanlar ne hissediyor? E Serisi'nin arka koltukları yeterince geniş, bacak mesafesi rahat. Klima arka bölmeye de ayrı çalışıyor. Çocuklar uyuyabiliyor, yetişkinler sıkılmıyor. Bu detay çok şey değiştiriyor aslında...
Bagaj konusunu atlamamak gerek. 540 litre bagaj hacmi var ve şekli düzgün, yani kullanılabilir bir alan. Uzun yola çıkarken valizlerin sığıp sığmayacağını düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Koyuyorsunuz, kapıyı kapatıyorsunuz, gidiyorsunuz.
Şimdi şunu sormak lazım kendinize... Uzun yolda ne istiyorsunuz aslında? Güvenlik mi, konfor mu, verimlilik mi? E Serisi bunların hepsini aynı anda sunmaya çalışıyor ve büyük ölçüde başarıyor. Mükemmel mi? Değil tabii. Fiyatı yüksek, bazı teknolojik özellikler karmaşık gelebilir, alışmak zaman alıyor. Ama bir kez alıştıktan sonra başka araçlarla uzun yola çıkmak garip geliyor insana. Sanki bir şeyler eksik gibi...
Sonuçta E Serisi, uzun yolu cezaya çeviren değil, yolculuğun kendisini keyifli kılan bir araç. Bunu söylemek için çok yol gitmeniz gerekmiyor, birkaç saatte anlıyorsunuz zaten.
Süspansiyon konusundan başlayalım. E Serisi'nin yol tutuşu ilk başta biraz sert gelir bazı insanlara, özellikle alışkın değillerse. Ama birkaç saat geçince anlıyorsunuz ki bu sertlik değil aslında, bir güven hissi. Koltuk altınızdan gelen titreşim yok denecek kadar az. Yolun ne durumda olduğunu hissediyorsunuz ama bedeninize yansımıyor, yani araba süzülüyor gibi ilerliyor...
Koltuklar meselesine gelelim. Vallahi burada Mercedes gerçekten düşünmüş. Uzun yolda en çok beli ve omuzları yoruyor bilirsiniz. E Serisi'nin sürücü koltuğu bel desteğini ayarlayabiliyorsunuz, üstelik hava yastıklı sistemle. Saatlerce oturuyorsunuz, kalktığınızda "ah" demiyorsunuz. Bu küçük bir şey gibi görünür ama 500 kilometre sonra ne anlama geldiğini yaşayanlar bilir.
Gürültü yalıtımı... Burası belki de en çarpıcı konu. 130'da giderken içeride konuşabiliyorsunuz normal sesle. Rüzgar sesi yok gibi. Yol sesi minimal. Müzik açtığınızda müziği duyuyorsunuz, arabanın gürültüsünü değil. Bu konuda E Serisi sınıfının en iyilerinden biri desem abartmış olmam.
Bir de şöyle bir şey var, abi... Uzun yolda sürücüyü asıl yoran şey direksiyonla boğuşmak değil, o sürekli dikkat gerginliği. Şerit takip sistemi, adaptif hız sabitleyici, kör nokta uyarısı derken E Serisi bu yükü ciddi ölçüde alıyor üzerinizden. Siz sadece yolu takip ediyorsunuz, araba gerisini hallediyor neredeyse. Tabii tamamen bırakmıyorsunuz direksiyonu, ama o yorgunluk farkı çok net hissediliyor akşam.
Motor tarafına bakarsak, 2.0 dizel seçeneği uzun yolda gerçekten verimli çalışıyor. Yakıt tüketimi saatte 100 ile giderken 5-6 litre civarında kalıyor. Bu rakam önemli, özellikle sık sık uzun yol yapıyorsanız. Hız geçişleri de yumuşak, 9 ileri otomatik şanzıman vites atlamalarını fark ettirmiyor neredeyse.
Arka koltuklar için de bir şey söylemek lazım. Çünkü uzun yol sadece sürücünün meselesi değildir. Ailece gidiyorsanız, arkada oturanlar ne hissediyor? E Serisi'nin arka koltukları yeterince geniş, bacak mesafesi rahat. Klima arka bölmeye de ayrı çalışıyor. Çocuklar uyuyabiliyor, yetişkinler sıkılmıyor. Bu detay çok şey değiştiriyor aslında...
Bagaj konusunu atlamamak gerek. 540 litre bagaj hacmi var ve şekli düzgün, yani kullanılabilir bir alan. Uzun yola çıkarken valizlerin sığıp sığmayacağını düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Koyuyorsunuz, kapıyı kapatıyorsunuz, gidiyorsunuz.
Şimdi şunu sormak lazım kendinize... Uzun yolda ne istiyorsunuz aslında? Güvenlik mi, konfor mu, verimlilik mi? E Serisi bunların hepsini aynı anda sunmaya çalışıyor ve büyük ölçüde başarıyor. Mükemmel mi? Değil tabii. Fiyatı yüksek, bazı teknolojik özellikler karmaşık gelebilir, alışmak zaman alıyor. Ama bir kez alıştıktan sonra başka araçlarla uzun yola çıkmak garip geliyor insana. Sanki bir şeyler eksik gibi...
Sonuçta E Serisi, uzun yolu cezaya çeviren değil, yolculuğun kendisini keyifli kılan bir araç. Bunu söylemek için çok yol gitmeniz gerekmiyor, birkaç saatte anlıyorsunuz zaten.