Mercedes S Serisi uzun yolda yakıt tüketimi nasıl azaltılır?

TurquoiseFjord

Kayıtlı Kullanıcı
Mercedes S Serisi ile uzun yola çıkmak başlı başına bir deneyim. Ama o deneyimin sonunda yakıt faturasına bakınca insan biraz düşünmeye başlıyor. Vallahi bu araç güzel, konforlu, her şeyi var... ama pompada bıraktığın para da bir o kadar gerçek.

Uzun yolda tüketimi etkileyen şeylerin başında hız geliyor aslında. Çoğu sürücü bunu bilir ama pek umursamaz. S Serisi'nin o güçlü motoru seni 160'ta da 130'da da aynı rahatlıkla götürür, fark etmezsin bile. Ama fark eden şey var: yakıt deposu. Saatte 130 kilometre ile giderken aracın hava direnciyle mücadelesi oldukça makul bir seviyede kalıyor. 160'a çıktığında ise bu mücadele katlanarak artıyor, motor daha fazla yakıt yutmak zorunda kalıyor. Aynı mesafeyi kat ediyorsun ama deposu çok daha erken boşaltıyorsun. Bunu bir kez hesaplayıp görsen, bir daha o hıza geçmek için o kadar acele etmezsin.

Hız sabitleyici kullanmak bu noktada gerçekten işe yarıyor. S Serisi'ndeki adaptif hız sabitleyici sistemini aktif ettiğinde araç hem önündeki trafiği takip ediyor hem de sabit bir tempoda ilerliyor. İnsan ayağı gaz pedalına tutarsız basınç uygular, farkında olmadan. Bazen biraz bastırır, bazen hafifler... bu küçük dalgalanmalar bile uzun vadede tüketime yansıyor. Sistem devreye girdiğinde bu değişkenlik ortadan kalkıyor ve motor çok daha düzenli çalışıyor. Abi bu kadar basit bir şeyin bu kadar fark yaratması insanı şaşırtıyor açıkçası.

Lastik basıncı konusunu çoğu kişi atlar. Uzun yola çıkmadan önce lastikleri kontrol etmek sıradan bir detay gibi görünür ama değil. Basınç düşük olduğunda lastik zemine daha geniş bir yüzeyle temas eder, yuvarlanma direnci artar ve motor bu direnci yenmek için daha fazla yakıt harcar. S Serisi gibi ağır bir araçta bu etki daha da belirginleşiyor. Üreticinin önerdiği basınç değerlerine tam olarak uymak, üstelik yük durumuna göre ayarlamak gerekiyor. Araçta bagaj dolusu eşya varsa arka lastiklerin biraz daha şişirilmesi gerekebilir, bu da tüketime olumlu yansır...

Motor ısınmadan hemen yola çıkmak da ciddi bir hata. Özellikle soğuk havalarda. Araç çalıştığında motor henüz ideal çalışma sıcaklığına ulaşmamışken yakıt karışımı zenginleştirilmiş halde çalışır, yani daha fazla yakıt kullanılır. Bunu önlemek için çalıştırıp beklemeye de gerek yok aslında, çünkü S Serisi gibi modern araçlarda motor en hızlı şekilde yavaş ve sakin bir sürüşle ısınır. İlk birkaç kilometre agresif sürüş yapmamak, deviri düşük tutmak yeterli. Sonrasında her şey yerine oturur.

Klima meselesi de öyle... Uzun yolda klima kapalı tutmak mümkün değil tabii, ama nasıl kullandığın önemli. Araç güneşte beklemişse içerisi fırın gibidir. Binmeden önce camları açıp birkaç dakika havalandırmak, klimanın aşırı yüklenmesini önler. Direkt maksimuma almak yerine aracı serinlettikten sonra orta seviyeye çekmek, uzun vadede hem konforu hem de tüketimi dengeler. Bunun yanında güneşli havalarda arka camların güneş perdesiyle kapatılması da iç sıcaklığı düşürür, klima o kadar çok çalışmak zorunda kalmaz.

Vites geçişleri konusunda da söylenecek çok şey var. Otomatik şanzıman olduğu için bunu sen değil araç hallediyor gibi düşünülebilir, ama bu tam doğru değil. Gaz pedalına nasıl bastığın, şanzımanın ne zaman ve nasıl vites geçeceğini doğrudan belirliyor. Ani ve derin gaz uygulamaları düşük viteste yüksek devir anlamına gelir, bu da yakıt tüketimini anında artırır. Yumuşak ve kademeli gaz uygulaması ise şanzımanın erken vites geçmesini sağlar, motor düşük devirde çalışmaya devam eder. Fark büyük, gerçekten büyük...

Rüzgar direnci de hesaba katılması gereken bir şey. Araç üstüne çatı kutusu, bisiklet taşıyıcısı gibi aksesuarlar takılıysa bunlar ciddi bir aerodinamik bozulma yaratır. S Serisi zaten fabrikadan çıkarken aerodinamik olarak optimize edilmiş bir araç. Üstüne bir şey eklediğinde bu dengeyi bozuyorsun ve motor bunu telafi etmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Uzun yolculuk planlanıyorsa bu aksesuarların gerçekten gerekli olup olmadığını bir düşünmek lazım.

Yol planlaması da tüketimi etkiler, bunu çok az kişi düşünür. Dağlık ve engebeli bir güzergah, düz otoyola kıyasla çok daha fazla yakıt harcanmasına neden olur. Çıkışlarda motor zorlanır, inişlerde ise frenleme kayıpları oluşur. Mümkünse düz ve sakin bir güzergah tercih etmek, hem yakıt hem de araç için daha iyi. Bunu söylerken "her zaman mümkün olmaz" diyeceksin, haklısın. Ama seçenek varken kullanmak mantıklı.

Son olarak şunu da söylemek gerekiyor: bu araç lüks bir araç ve lüks araçların belirli bir tüketim seviyesi var, bu kaçınılmaz. Ama yukarıda saydığım şeyleri uygularsan, uzun yolda litre başına 1,5 hatta 2 litre kazanmak mümkün. Yüzlerce kilometre süren bir yolcul
 
Geri
Üst