Mercedes E Serisi uzun yolda yakıt tüketimi nasıl düşürülür?

GraniteRhythm

Kayıtlı Kullanıcı
Uzun yolda Mercedes E Serisi sürmek başlı başına bir deneyim. Ama o deneyimin sonunda yakıt faturasına bakınca insan biraz duraksıyor, değil mi? Şimdi burada sana teknik bir kullanım kılavuzu sunmayacağım. Daha çok... yıllarca bu araçlarla haşır neşir olmuş, binlerce kilometre yol yutmuş biri olarak bir şeyler paylaşacağım.

E Serisi'nin motoru zaten verimli tasarlanmış. Ama verimli motor tek başına yetmiyor. Aracı sürüş tarzına göre şekillendiremeyen sürücü, en iyi mühendislik çalışmasını bile boşa çıkarabilir. Bunu söylemek biraz sert geldi mi? Belki. Ama gerçek bu.

Uzun yola çıkmadan önce lastik basıncına bakmak küçük bir şey gibi görünüyor. Vallahi öyle de sanılıyor zaten. Ama E Serisi gibi ağır ve geniş bir araçta her 0.2 bar eksik basınç, motor üzerinde fark edilir bir yük oluşturuyor. O yük de yakıta yansıyor. Yani benzin istasyonunda geçirilen iki dakika, sonraki iki yüz kilometreyi doğrudan etkiliyor.

Hız meselesine gelelim biraz. 130 ile 145 km/s arasındaki fark kulağa küçük geliyor. Ama E Serisi'nin aerodinamik direnci bu aralıkta ciddi biçimde değişiyor. Araç adeta havayı yarmak yerine ona çarpmaya başlıyor. Motorun yaptığı iş artıyor, yakıt tüketimi de onunla birlikte tırmanıyor. Uzun yolda 130'da sakin seyreden biri, 145'te giden birine göre yüzde on beş ile yirmi arasında daha az yakıt yakabiliyor. Bu küçük bir rakam değil...

Cruise control meselesini de es geçemem. E Serisi'nin adaptif hız sabitleyici sistemi düz yolda neredeyse mükemmel çalışıyor. İnsan ayağı ne kadar istikrarlı olursa olsun, hafif gaz dalgalanmaları kaçınılmaz. Sistem bunu ortadan kaldırıyor. Abi, özellikle otoyolun düz ve uzun kesimlerinde bu sistemi açık tutmak ciddi fark yaratıyor. Deneyen anlıyor zaten.

Vites geçişleri... 9G-Tronic şanzıman kendi başına oldukça zeki. Ama sürücü sporlu modda takılı kalırsa, şanzıman daha yüksek devirlerde vites tutmaya devam ediyor. Konfor veya Eco modu bu konuda çok daha mantıklı davranıyor. Düşük devirde daha yüksek viteste seyretmek motorun rahatlamasını sağlıyor. Yakıt da buna göre şekilleniyor.

Bir de klima var tabii. Uzun yolda klima kapatılmaz, zaten kapatılmamalı. Ama sıcaklığı otomatik moda bırakıp 22-23 derecede sabitlemek, sürekli elle müdahale etmekten çok daha verimli sonuç veriyor. Sistem dengeyi bulunca kompresör daha az çalışıyor. Bu da doğrudan motor yüküne yansıyor.

Bagaj yükü konusu da öyle. Gereksiz ağırlık taşımak... insanlar bunu pek dikkate almıyor. Uzun yolculuk için hazırlanan araçlarda bazen yüzlerce kilogram fazla yük oluyor. E Serisi'nin 1.8 tonluk yapısına ek olarak bu yük, özellikle yokuşlarda motoru zorluyor. Gerçekten gerekmeyeni almamak en basit ama en etkili yöntemlerden biri.

Bir de rüzgar var. Billahi bu çok atlanan bir şey. Yan rüzgar veya karşı rüzgarda seyir etmek, motorun çok daha fazla güç üretmesini gerektiriyor. Böyle koşullarda hızı biraz düşürmek hem yakıt tüketimini azaltıyor hem de sürüş stabilitesini artırıyor. Güvenlik ve tasarruf aynı anda...

Uzun yolculuklarda molalar da hesaba katılmalı. Soğuk motor daha fazla yakıt tüketiyor. Kısa ve sık molalar yerine daha uzun ama az sayıda mola tercih etmek, motorun çalışma sıcaklığında kalmasını sağlıyor. Motor ısındıktan sonra çok daha verimli çalışıyor. Bu basit ama etkisi büyük.

Son olarak şunu söyleyeyim. E Serisi sana verimlilik için gerekli her şeyi sunuyor zaten. Mühendislik orada, teknoloji orada. Ama araç ne kadar akıllı olursa olsun, direksiyondaki ellerin alışkanlıkları her şeyin önüne geçiyor. Sakin bir sürüş tarzı, küçük ama bilinçli kararlar... işte asıl fark bunlardan çıkıyor.
 
Geri
Üst