TurquoiseFjord
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe arabaya bindin, motoru çalıştırdın, vitesi D'ye attın... ve o tanıdık sarsıntı geldi. Sanki araba sana bir şey söylemeye çalışıyor gibi. Çoğu Mercedes A Serisi sahibi bunu yaşamış, bir kısmı "normal herhalde" deyip geçmiş, bir kısmı ise servise koşmuş. Peki gerçekte ne oluyor orada?
Mercedes A Serisi'nin altında yatan şanzıman meselesi aslında çok daha derin. Bu araçların büyük çoğunluğunda çift kavramalı bir şanzıman var, yani DCT. Kulağa süslü geliyor, değil mi? Ama bu teknoloji hem çok akıllı hem de çok hassas. Küçük bir şey yanlış gittiğinde bütün his bozuluyor. Sanki çok ince ayarlı bir saat mekanizmasına kaba bir elle dokunmuş gibi...
Düşük hızlarda özellikle 1. ve 2. vites geçişlerinde hissedilen o takılma, o sert geçiş... vallahi insanı çıldırtıyor. Kimileri bunu "araba tökezliyor" diye tarif eder, kimileri "sanki birisi arkadan itti" der. İkisi de aslında aynı şeyi anlatıyor. DCT şanzımanlar tam durma noktasına yakın en zayıf hallerindedir. Çünkü bu noktada iki kavrama arasındaki güç aktarımı son derece hassas bir denge üzerinde çalışmak zorunda.
Bir de şu var: Yazılım meselesi. Şanzıman kontrol ünitesi yani TCU, kavramalar arasındaki geçişi milisaniyeler içinde hesaplıyor. Bu yazılım fabrikadan çıktığı gibi kalırsa zamanla araçla uyumsuzlaşabiliyor. Araba yaşlanıyor, alışkanlıklar değişiyor ama yazılım aynı kalıyor. Mercedes bu konuda birkaç kez güncelleme yayınladı ama her araç o güncellemeyi almadı. Servis kayıtlarına bakmak lazım, abi, ciddiye alıyorum bunu.
Şimdi şu soruyu sormak lazım: Sarsıntı her zaman mı var yoksa sadece soğuk motorla mı geliyor? Bu ayrım çok önemli. Eğer motor ısındıktan sonra geçiyorsa büyük ihtimalle kavrama adaptasyon değerleri sıfırlanmış ya da bozulmuş demektir. Şanzıman kendini unutmuş gibi davranıyor yani. Sıfırlama işlemi yapıldığında ve yeniden adaptasyon süreci tamamlandığında çoğu zaman sorun düzeliyor. Ama bu işlemi herhangi bir tamirciye yaptırma sakın.
Kavrama yıpranması da bu işin içinde tabii. Özellikle şehir içi trafikte sürekli dur-kalk yapan araçlarda kavramalar beklenenden çok daha hızlı aşınıyor. Kırmızı ışıkta beklerken vitesi D'de tutmak, yavaş yavaş ilerlerken gazı çok az vermek... bunların hepsi kavramayı zorlayan şeyler. Bunu bilerek söylüyorum çünkü farkında olmadan aracını yıpratan çok insan var etrafımda.
Bir de şöyle bir şey var ki çok az kişi biliyor. Şanzıman yağı. Evet, DCT şanzımanların kendine özel yağı var ve bu yağın belirli kilometrelerde değişmesi gerekiyor. Üretici bunu "ömür boyu yağ" diye pazarlıyor ama bu tamamen yanıltıcı bir ifade. Yüksek ısıya maruz kalan, kirleşen yağ kavrama geçişlerini doğrudan etkiliyor. Bunu değiştirince "araba sanki yeni gibi oldu" diyenler az değil...
Sonuçta bu sarsıntı bazen yazılımla çözülüyor, bazen adaptasyon sıfırlamasıyla, bazen yağ değişimiyle. Ama bazen de kavrama değişimi kaçınılmaz oluyor. Şunu söyleyeyim: Erken fark eden kazanıyor. Küçük bir sarsıntıyı "hep böyleydi zaten" diye geçiştiren insanlar bir süre sonra çok daha büyük masraflarla karşılaşıyor. Araban sana bir şey söylemeye çalışıyorsa... dinlemek en akıllıcası.
Mercedes A Serisi'nin altında yatan şanzıman meselesi aslında çok daha derin. Bu araçların büyük çoğunluğunda çift kavramalı bir şanzıman var, yani DCT. Kulağa süslü geliyor, değil mi? Ama bu teknoloji hem çok akıllı hem de çok hassas. Küçük bir şey yanlış gittiğinde bütün his bozuluyor. Sanki çok ince ayarlı bir saat mekanizmasına kaba bir elle dokunmuş gibi...
Düşük hızlarda özellikle 1. ve 2. vites geçişlerinde hissedilen o takılma, o sert geçiş... vallahi insanı çıldırtıyor. Kimileri bunu "araba tökezliyor" diye tarif eder, kimileri "sanki birisi arkadan itti" der. İkisi de aslında aynı şeyi anlatıyor. DCT şanzımanlar tam durma noktasına yakın en zayıf hallerindedir. Çünkü bu noktada iki kavrama arasındaki güç aktarımı son derece hassas bir denge üzerinde çalışmak zorunda.
Bir de şu var: Yazılım meselesi. Şanzıman kontrol ünitesi yani TCU, kavramalar arasındaki geçişi milisaniyeler içinde hesaplıyor. Bu yazılım fabrikadan çıktığı gibi kalırsa zamanla araçla uyumsuzlaşabiliyor. Araba yaşlanıyor, alışkanlıklar değişiyor ama yazılım aynı kalıyor. Mercedes bu konuda birkaç kez güncelleme yayınladı ama her araç o güncellemeyi almadı. Servis kayıtlarına bakmak lazım, abi, ciddiye alıyorum bunu.
Şimdi şu soruyu sormak lazım: Sarsıntı her zaman mı var yoksa sadece soğuk motorla mı geliyor? Bu ayrım çok önemli. Eğer motor ısındıktan sonra geçiyorsa büyük ihtimalle kavrama adaptasyon değerleri sıfırlanmış ya da bozulmuş demektir. Şanzıman kendini unutmuş gibi davranıyor yani. Sıfırlama işlemi yapıldığında ve yeniden adaptasyon süreci tamamlandığında çoğu zaman sorun düzeliyor. Ama bu işlemi herhangi bir tamirciye yaptırma sakın.
Kavrama yıpranması da bu işin içinde tabii. Özellikle şehir içi trafikte sürekli dur-kalk yapan araçlarda kavramalar beklenenden çok daha hızlı aşınıyor. Kırmızı ışıkta beklerken vitesi D'de tutmak, yavaş yavaş ilerlerken gazı çok az vermek... bunların hepsi kavramayı zorlayan şeyler. Bunu bilerek söylüyorum çünkü farkında olmadan aracını yıpratan çok insan var etrafımda.
Bir de şöyle bir şey var ki çok az kişi biliyor. Şanzıman yağı. Evet, DCT şanzımanların kendine özel yağı var ve bu yağın belirli kilometrelerde değişmesi gerekiyor. Üretici bunu "ömür boyu yağ" diye pazarlıyor ama bu tamamen yanıltıcı bir ifade. Yüksek ısıya maruz kalan, kirleşen yağ kavrama geçişlerini doğrudan etkiliyor. Bunu değiştirince "araba sanki yeni gibi oldu" diyenler az değil...
Sonuçta bu sarsıntı bazen yazılımla çözülüyor, bazen adaptasyon sıfırlamasıyla, bazen yağ değişimiyle. Ama bazen de kavrama değişimi kaçınılmaz oluyor. Şunu söyleyeyim: Erken fark eden kazanıyor. Küçük bir sarsıntıyı "hep böyleydi zaten" diye geçiştiren insanlar bir süre sonra çok daha büyük masraflarla karşılaşıyor. Araban sana bir şey söylemeye çalışıyorsa... dinlemek en akıllıcası.