CoralFjord
Kayıtlı Kullanıcı
Bir sabah arabana bindin, motor ilk çalıştığında garip bir ses geldi. Geçtim üzerinden dedin. Bir hafta sonra aynı ses, bu sefer biraz daha gür. Sonra bir gün... hiç çalışmadı.
Triger gergisi öyle bir parçadır ki, varlığından haberdar olmazsın. Ta ki iş işten geçene kadar.
Motorun içinde her şey zamanlama üzerine kurulu. Piston yukarı çıkarken subap kapanmalı, aşağı inerken açılmalı. Bu ritim bozulursa motor adeta kendi kendiyle savaşmaya başlar. Triger gergisi de bu ritmi koruyan sessiz bekçidir. Gevşedi mi? İşte o zaman her şey birbirine girer.
Vallahi insanlar bu parçayı çoğu zaman ciddiye almaz. "Motor çalışıyor ya" derler. Ama triger gergisi yavaş yavaş bozulur, birdenbire değil. Önce zincir ya da kayış hafifçe sallanmaya başlar. Motor rölantide titreyebilir, bir türlü kendini toparlamıyormuş gibi hissettiriri. Yakıt tüketimi artar ama nedeni anlaşılamaz. Bunlar ilk sinyallerdir. Çoğu zaman görmezden gelinir.
Asıl tehlike başka bir yerde...
Triger gergisi tamamen işlevsiz hale geldiğinde zincir ya da kayış atlar. Motor zamanlama sistemi çöker. Pistonlar ile subaplar aynı anda aynı yerde buluşur. Buna "subap-piston çarpışması" denir ve bu çarpışma motor için ölüm fermanıdır. Silindir kapağı gider, subaplar bükülür, bazı motorlarda piston da hasar görür. Yani tek bir parçanın ihmalinden motor revizyonuna kadar gidebilirsin.
Abi bu masraf ciddi bir masraftır.
Peki nasıl anlarsın? Motoru çalıştırdığında krank bölgesinden gelen tıkırtı ya da zincir sesi, bunlar önemli. Özellikle soğuk motorlarda bu sesler daha belirgin olur. Bir de şöyle bir şey var; araba gazı alırken isteksiz davranıyorsa, ivmelenme düzgün değilse, motor ışığı yanıp sönüyorsa... bu belirtilerin hepsini ayrı ayrı değil bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.
Tecrübeli bir tamirciye git, "triger sistemini kontrol eder misin" de. Sadece kayış ya da zincire bakmasın, gergiciyi de incelesin. Çünkü kayış sapasağlam durabilir ama gergici çökmüşse sonuç aynı kapıya çıkar.
Bakım aralıkları üretici firmadan firmaya değişir. Kimi araçlarda 60 bin kilometre, kiminde 120 bin. Ama bu rakamlar azami sınırdır, ideal değil. Araç çok şehir içi kullanıldıysa, sık sık kısa mesafe gidildiyse, motor ısınıp soğuma döngülerine çok maruz kaldıysa... bu rakamları daha erken doldurmuş sayabilirsin kendini.
Triger gergisi bozulduğunda motor sana bağırmaz. Fısıldar. Ve o fısıltıyı duymak için biraz dikkat, biraz da alışkanlık gerekir. Aracını tanımak diye bir şey var, bu da onun parçası.
Sonunda şunu söyleyeyim; bu küçük parçanın değişim maliyeti, yol ortasında kalan ya da motoru giden bir araçla kıyaslandığında gerçekten devede kulak kalır. Erken davranmak her zaman kazandırır. Her zaman.
Triger gergisi öyle bir parçadır ki, varlığından haberdar olmazsın. Ta ki iş işten geçene kadar.
Motorun içinde her şey zamanlama üzerine kurulu. Piston yukarı çıkarken subap kapanmalı, aşağı inerken açılmalı. Bu ritim bozulursa motor adeta kendi kendiyle savaşmaya başlar. Triger gergisi de bu ritmi koruyan sessiz bekçidir. Gevşedi mi? İşte o zaman her şey birbirine girer.
Vallahi insanlar bu parçayı çoğu zaman ciddiye almaz. "Motor çalışıyor ya" derler. Ama triger gergisi yavaş yavaş bozulur, birdenbire değil. Önce zincir ya da kayış hafifçe sallanmaya başlar. Motor rölantide titreyebilir, bir türlü kendini toparlamıyormuş gibi hissettiriri. Yakıt tüketimi artar ama nedeni anlaşılamaz. Bunlar ilk sinyallerdir. Çoğu zaman görmezden gelinir.
Asıl tehlike başka bir yerde...
Triger gergisi tamamen işlevsiz hale geldiğinde zincir ya da kayış atlar. Motor zamanlama sistemi çöker. Pistonlar ile subaplar aynı anda aynı yerde buluşur. Buna "subap-piston çarpışması" denir ve bu çarpışma motor için ölüm fermanıdır. Silindir kapağı gider, subaplar bükülür, bazı motorlarda piston da hasar görür. Yani tek bir parçanın ihmalinden motor revizyonuna kadar gidebilirsin.
Abi bu masraf ciddi bir masraftır.
Peki nasıl anlarsın? Motoru çalıştırdığında krank bölgesinden gelen tıkırtı ya da zincir sesi, bunlar önemli. Özellikle soğuk motorlarda bu sesler daha belirgin olur. Bir de şöyle bir şey var; araba gazı alırken isteksiz davranıyorsa, ivmelenme düzgün değilse, motor ışığı yanıp sönüyorsa... bu belirtilerin hepsini ayrı ayrı değil bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.
Tecrübeli bir tamirciye git, "triger sistemini kontrol eder misin" de. Sadece kayış ya da zincire bakmasın, gergiciyi de incelesin. Çünkü kayış sapasağlam durabilir ama gergici çökmüşse sonuç aynı kapıya çıkar.
Bakım aralıkları üretici firmadan firmaya değişir. Kimi araçlarda 60 bin kilometre, kiminde 120 bin. Ama bu rakamlar azami sınırdır, ideal değil. Araç çok şehir içi kullanıldıysa, sık sık kısa mesafe gidildiyse, motor ısınıp soğuma döngülerine çok maruz kaldıysa... bu rakamları daha erken doldurmuş sayabilirsin kendini.
Triger gergisi bozulduğunda motor sana bağırmaz. Fısıldar. Ve o fısıltıyı duymak için biraz dikkat, biraz da alışkanlık gerekir. Aracını tanımak diye bir şey var, bu da onun parçası.
Sonunda şunu söyleyeyim; bu küçük parçanın değişim maliyeti, yol ortasında kalan ya da motoru giden bir araçla kıyaslandığında gerçekten devede kulak kalır. Erken davranmak her zaman kazandırır. Her zaman.