TurquoiseFjord
Kayıtlı Kullanıcı
Mehmet usta, o sabah elindeki manometreye baktı ve kaşlarını çattı. "Abi bu araç fazla dolu" dedi, sessizce. Müşteri anlamadı tabii. Nasıl fazla dolu olabilir ki, klima zaten soğutmuyor diye getirmişti arabayı...
İşte tam da bu noktada başlıyor karışıklık. Çoğu insan klima gazı konusunda şunu düşünür: ne kadar çok, o kadar iyi. Sanki buzdolabına daha fazla elektrik versek daha çok soğur gibi bir mantık. Ama bu iş öyle işlemiyor.
Mercedes klimaları, özellikle W204, W212 ve sonrası modeller, R134a ya da daha yeni platformlarda R1234yf gazı kullanıyor. Bu gazların sisteme verilmesi belli bir basınç aralığına göre yapılıyor. Düşük basınç tarafı genellikle 1,5 ile 2 bar arasında olmalı, yüksek basınç tarafı ise 14-18 bar civarı seyreder. Bunlar sabit rakamlar değil, dış hava sıcaklığına göre değişir. Ama bir sınır var. Ve o sınırı aşmak...
Aşmak ciddi bir şey vallahi.
Kompresör ilk etkilenen parça oluyor çoğunlukla. Aşırı dolu sistemde sıvı faz gaz, kompresöre giriyor. Kompresörler gaz sıkıştırır, sıvı sıkıştıramaz. Buna "sıvı vurma" deniyor ve kompresörün içindeki pistonlara, supaplara ciddi hasar veriyor. Bazen anında kırılma olmuyor, zamanla... ama bir gün geliyor, kompresör kilitli buluyorsunuz kendinizi. O ses de çok karakteristik bir ses, bir duysan unutamazsın.
Peki sadece kompresör mü etkileniyor? Hayır, bu kadar basit olsa neyse.
Kondenser de bu işin mağduru. Fazla gaz yüzünden yüksek basınç tarafındaki değerler normalin çok üstüne çıkıyor. Kondenser bu yükü taşıyamadığında içten çatlayabiliyor ya da bağlantı noktalarından gaz kaçırıyor. Mercedes'in aluminyum kondenserleri kaliteli, ama sınırsız değil. Hiçbir şey sınırsız değil zaten.
Bir de şu var, abi: sistem içindeki nem tutucular ve filtreler, yani kurutucu filtre dediğimiz parça, aşırı basınç altında görevini yapamaz hale geliyor. Nem sisteme karışıyor, nem de gazla birleşince asit oluşturuyor. Asit kompresörü içten yiyor. Bunu dışarıdan görmek mümkün değil. Yani araç gayet normal çalışıyor gibi görünebilir, ama içeride sessiz sedasız bir bozulma sürüyor...
Müşteri bir de fark ediyor ki klima soğutmuyor. Oysa az önce gaz doldurttum diyor. Evet, tam da bu yüzden soğutmuyor aslında. Fazla gaz, ısı transferini bozuyor. Evaporatör yeterince genişleyemiyor, soğutma döngüsü verimsizleşiyor. Paradoks gibi ama gerçek: fazla gaz, daha az soğutma demek.
Bazı servisler, özellikle oto tamir esnafı arasında şöyle bir düşünce var: "Müşteri soğumuyor diye şikayet etti, biraz daha basalım." Bu yaklaşım tam bir felaket tarifi. Sorunun kaynağına inmeden, sadece manometreye bakıp karar vermeden gaz eklemek... işte kompresörlerin bu kadar çabuk ölmesinin arkasında bu var büyük ihtimalle.
Yüksek basınç sensörü de bu süreçte devreye giriyor. Mercedes'in ECU'su, basınç çok yükseldiğinde kompresörü devre dışı bırakıyor. Kullanıcı klimayı açıyor, birkaç saniye çalışıyor, kapanıyor. Açıyor, kapanıyor. Arıza lambası yakmayabilir bile. Sadece klima çalışmıyor. Servise gidiliyor, "gaz az olabilir" deniyor, gaz dolduruluyor, durum daha da kötüleşiyor...
Döngü böyle işte.
Doğru yol şu: önce sistem boşaltılır, mevcut gaz miktarı ölçülür, kaçak testi yapılır, sonra üretici değerine göre tam olarak gaz verilir. Mercedes araçlarında bu değer şaside etikette yazar genellikle. Gram cinsinden. 550 gram mı yazıyor, 550 gram verilir. 600 değil, 700 değil. 550.
Basit ama kimse okumaz o etiketi...
Bir de şunu söylemek lazım: R1234yf gazı kullanan yeni nesil Mercedes'lerde durum daha hassas. Bu gaz hem pahalı hem de sistemi daha ince toleranslarla çalışıyor. Fazla doldurmada hasar daha hızlı geliyor, tamir de daha pahalı çıkıyor. W213 E Serisi veya GLC sahipleri bunu özellikle bilmeli.
Sonuç olarak ne yapmalı? Tanıdık, güvenilir, cihazlı bir servise gitmeli. "Bak şu etikette ne yazıyor, ona göre doldur" demeli. Ve en önemlisi, gaz doldurmayı bir çözüm olarak değil, bir prosedür olarak görmeli. Sorun gazda değilse, gaz doldurmak sorunu çözmez. Sadece erteliyor, bazen de büyütüyor.
Mehmet usta o arabayı önce boşalttı, kaçak testini yaptı, sonra tam değere göre doldurdu. Müşteri "ama az koydun" dedi. Usta güldü sadece. "Yeter" dedi. "Yeter kadar yeter."
İşte tam da bu noktada başlıyor karışıklık. Çoğu insan klima gazı konusunda şunu düşünür: ne kadar çok, o kadar iyi. Sanki buzdolabına daha fazla elektrik versek daha çok soğur gibi bir mantık. Ama bu iş öyle işlemiyor.
Mercedes klimaları, özellikle W204, W212 ve sonrası modeller, R134a ya da daha yeni platformlarda R1234yf gazı kullanıyor. Bu gazların sisteme verilmesi belli bir basınç aralığına göre yapılıyor. Düşük basınç tarafı genellikle 1,5 ile 2 bar arasında olmalı, yüksek basınç tarafı ise 14-18 bar civarı seyreder. Bunlar sabit rakamlar değil, dış hava sıcaklığına göre değişir. Ama bir sınır var. Ve o sınırı aşmak...
Aşmak ciddi bir şey vallahi.
Kompresör ilk etkilenen parça oluyor çoğunlukla. Aşırı dolu sistemde sıvı faz gaz, kompresöre giriyor. Kompresörler gaz sıkıştırır, sıvı sıkıştıramaz. Buna "sıvı vurma" deniyor ve kompresörün içindeki pistonlara, supaplara ciddi hasar veriyor. Bazen anında kırılma olmuyor, zamanla... ama bir gün geliyor, kompresör kilitli buluyorsunuz kendinizi. O ses de çok karakteristik bir ses, bir duysan unutamazsın.
Peki sadece kompresör mü etkileniyor? Hayır, bu kadar basit olsa neyse.
Kondenser de bu işin mağduru. Fazla gaz yüzünden yüksek basınç tarafındaki değerler normalin çok üstüne çıkıyor. Kondenser bu yükü taşıyamadığında içten çatlayabiliyor ya da bağlantı noktalarından gaz kaçırıyor. Mercedes'in aluminyum kondenserleri kaliteli, ama sınırsız değil. Hiçbir şey sınırsız değil zaten.
Bir de şu var, abi: sistem içindeki nem tutucular ve filtreler, yani kurutucu filtre dediğimiz parça, aşırı basınç altında görevini yapamaz hale geliyor. Nem sisteme karışıyor, nem de gazla birleşince asit oluşturuyor. Asit kompresörü içten yiyor. Bunu dışarıdan görmek mümkün değil. Yani araç gayet normal çalışıyor gibi görünebilir, ama içeride sessiz sedasız bir bozulma sürüyor...
Müşteri bir de fark ediyor ki klima soğutmuyor. Oysa az önce gaz doldurttum diyor. Evet, tam da bu yüzden soğutmuyor aslında. Fazla gaz, ısı transferini bozuyor. Evaporatör yeterince genişleyemiyor, soğutma döngüsü verimsizleşiyor. Paradoks gibi ama gerçek: fazla gaz, daha az soğutma demek.
Bazı servisler, özellikle oto tamir esnafı arasında şöyle bir düşünce var: "Müşteri soğumuyor diye şikayet etti, biraz daha basalım." Bu yaklaşım tam bir felaket tarifi. Sorunun kaynağına inmeden, sadece manometreye bakıp karar vermeden gaz eklemek... işte kompresörlerin bu kadar çabuk ölmesinin arkasında bu var büyük ihtimalle.
Yüksek basınç sensörü de bu süreçte devreye giriyor. Mercedes'in ECU'su, basınç çok yükseldiğinde kompresörü devre dışı bırakıyor. Kullanıcı klimayı açıyor, birkaç saniye çalışıyor, kapanıyor. Açıyor, kapanıyor. Arıza lambası yakmayabilir bile. Sadece klima çalışmıyor. Servise gidiliyor, "gaz az olabilir" deniyor, gaz dolduruluyor, durum daha da kötüleşiyor...
Döngü böyle işte.
Doğru yol şu: önce sistem boşaltılır, mevcut gaz miktarı ölçülür, kaçak testi yapılır, sonra üretici değerine göre tam olarak gaz verilir. Mercedes araçlarında bu değer şaside etikette yazar genellikle. Gram cinsinden. 550 gram mı yazıyor, 550 gram verilir. 600 değil, 700 değil. 550.
Basit ama kimse okumaz o etiketi...
Bir de şunu söylemek lazım: R1234yf gazı kullanan yeni nesil Mercedes'lerde durum daha hassas. Bu gaz hem pahalı hem de sistemi daha ince toleranslarla çalışıyor. Fazla doldurmada hasar daha hızlı geliyor, tamir de daha pahalı çıkıyor. W213 E Serisi veya GLC sahipleri bunu özellikle bilmeli.
Sonuç olarak ne yapmalı? Tanıdık, güvenilir, cihazlı bir servise gitmeli. "Bak şu etikette ne yazıyor, ona göre doldur" demeli. Ve en önemlisi, gaz doldurmayı bir çözüm olarak değil, bir prosedür olarak görmeli. Sorun gazda değilse, gaz doldurmak sorunu çözmez. Sadece erteliyor, bazen de büyütüyor.
Mehmet usta o arabayı önce boşalttı, kaçak testini yaptı, sonra tam değere göre doldurdu. Müşteri "ama az koydun" dedi. Usta güldü sadece. "Yeter" dedi. "Yeter kadar yeter."