Mercedes A Serisi şehir içinde neden fazla yakar?

SaffronCadence

Kayıtlı Kullanıcı
Bir sabah benzin istasyonunda doldurduğun yakıtın ne kadar çabuk bittiğini fark ettiğinde, önce kendini suçlarsın. Çok sert mi bastım, çok mu kısa mesafe gittim, bir şeyleri mi yanlış yaptım... Sonra etrafına bakarsın. Aynı istasyonda, aynı günlerde, aynı yüzlerle karşılaşırsın. Ve o yüzlerin hepsinde aynı ifade vardır. Bir Mercedes A Serisi sahibinin yüzü.

Vallahi bu araba sizi seviyor. Ama cebinizi pek sevmiyor.

A Serisi aslında kağıt üzerinde masum görünür. Küçük motor, kompakt gövde, şehir arabası ruhu... 1.3 litrelik turbo benzinli versiyona bakarsın, 116 beygir der, 5.5 litre der, gülümsersin. Sonra gerçek hayat başlar. Şehir trafiği başlar. Ve o rakamlar bir anda buharlaşır gider, sanki hiç yokmuş gibi.

Meselenin özü şu: bu motor ısınmayı seviyor. Çok seviyor. Kısa mesafeli şehir içi kullanımda motor hiçbir zaman tam çalışma sıcaklığına ulaşamıyor. Ulaşamadığı için de sürekli zengin karışımda çalışıyor, yani yakıtı cömertçe yakıyor. Sabah işe gidiyorsun, 4-5 kilometre, motor ısınmadan yerine bırakıyorsun. Akşam aynı şey. Bu döngü her gün tekrarlanıyor... Motor bir türlü kendine gelemiyor.

Bir de şu var abi: çift kavramalı otomatik şanzıman. DCT diyorlar buna. Teoride muhteşem. Pratikte, özellikle şehir trafiğinde, sürekli düşük hızlarda ileri geri gidip gelirken bu şanzıman adeta şaşırıyor. Vites geçişleri sıklaşıyor, motor devri gereksiz yere yükseliyor, yakıt da buna göre akıp gidiyor. Otobanda aynı araç bambaşka bir karakter sergiler. Ama İstanbul trafiğinde, Ankara çevre yolunda, Bursa kavşaklarında... orası başka bir dünya.

Start-stop sistemi var, evet. Kırmızıda motor kapanıyor, yakıt tasarrufu yapılıyor... Teoride. Ama bu sistem her durumda devreye girmiyor. Klima açıksa, akü yeterince şarj değilse, motor henüz tam ısınmamışsa devre dışı kalıyor. Yani en çok ihtiyaç duyduğun anlarda tam olarak orada olmuyor. Biraz ironi değil mi?

Şimdi bir de ağırlık meselesine bakalım. A Serisi küçük görünür ama hafif değildir. 1.3 ila 1.5 ton arasında gezen bir ağırlıktan bahsediyoruz. Bu ağırlığı 116 beygirle, dar şehir yollarında, sürekli dur-kalk trafiğinde taşımak motoru yoruyor. Her kalkışta biraz daha fazla yakıt, her frende biraz daha israf... Toplarsın, günün sonunda şaşırırsın.

Bir şeyi daha söyleyeyim, bunu çoğu kişi atlamış oluyor. Soğuk motor kalkışları. Kışın sabahları ya da uzun süre park etmiş araçlarda motor ilk çalıştığında ECU sistemi koruma moduna geçiyor. Bu modda yakıt karışımı kasıtlı olarak zenginleştiriliyor, yağlama ve ısınma için. Bu süre 3-5 dakika sürebilir. O 3-5 dakikada harcanan yakıt, bazı günlerde yaptığın toplam yolculuğun neredeyse yarısına denk gelebilir. Düşün bir.

Peki ne yapmalı? Tamamen çözümsüz değil bu iş. Motoru ilk çalıştırdıktan sonra hemen gazlamak yerine 1-2 dakika bekle, bırak biraz ısınsın. Klima ayarını makul tut, özellikle şehir içinde. DCT şanzımanlı modellerde agresif gaz-fren döngüsünden kaçın, yumuşak sür. Uzun mesafe kullanımın varsa haftada en az bir kez otobana çık, motoru çalıştır, temizlet. Yakıt katkısı mı? Belirli aralıklarla kullanabilirsin ama mucize bekleme.

Sonuçta bu araba kötü bir araba değil. Bunu söylemek lazım. Tasarımı güzel, konforu iyi, prestiji var. Ama şehir içinde fazla yaktığı gerçek, bunu da söylemek lazım. Kompakt Mercedes almak isteyen biri için bu bilgi bir sürpriz olmamalı, hazırlıklı girmeli bu ilişkiye. Çünkü bu araba seni sevdiğini her fırsatta gösterir... sadece pompadaki sayaç biraz hızlı döner.
 
Geri
Üst