TurquoiseFjord
Kayıtlı Kullanıcı
Krank sensörü küçük bir parça ama motoru tamamen felç edebilir. Boyutu avucunuza sığar, fiyatı bazen bir yemek parasına bile denk gelir... ama o arızalandığında araç yerinden kımıldamaz. Çoğu sürücü bunu ya çok geç öğrenir ya da hiç öğrenmez.
Motorun ateşleme zamanlaması rastgele çalışmaz. Her şey milisaniyelerle ölçülür, her ateşleme tam doğru anda gerçekleşmek zorundadır. Krank sensörü işte bu zamanlamayı motor kontrol ünitesine bildiren gözdir. O göz kapandığında sistem kör uçuşa geçer, kör uçuş da çoğunlukla yere çakılışla biter.
Arızanın sinsi tarafı ani değil kademeli gelmesidir. Önce motor soğukken zor çalışmaya başlar. Sonra kırmızı ışıkta beklerken titrer. Sonra bir sabah hiç çalışmaz. Abi ya, tam bu süreci yaşayan onlarca sürücü "mevsimden oldu" diye geçiştirmiş, ta ki aylarca uğraşana kadar...
Ateşleme sinyali gelmeyince enjektörler de doğru çalışamaz. Yakıt yanlış anda püskürtülür ya da hiç püskürtülmez. Motor ya çok zengin karışımla boğulur ya da açlıktan durur. İkisi de kötü, ikisi de aynı kaynaktan beslenir.
Vuruntu sesleri başladığında çoğu insan akla gelen her şeyi değiştirir. Buji, hava filtresi, yakıt filtresi... Vallahi bunların hepsi gerekli olabilir ama krank sensörü kontrol edilmeden yapılan her müdahale biraz tahmin oyunudur. Tahmin oyunu da para yakar.
Rölantide titreme sadece motor takozlarının işi değildir. Krank sensörü intermittant, yani aralıklı arıza verdiğinde motor düzensiz ateşleme yapar. Bu düzensizlik titreme olarak hissedilir, sürücü de takoza gider. Takoz değişir, titreme devam eder. Döngü böyle başlar.
Bazı araçlarda krank sensörü ısındıkça arıza verir, soğuyunca normale döner. Sabah güzelce çalışır, öğle vakti yolda kalırsınız. Tamirciye götürürsünüz, "çalışıyor ki" der. Sizi eve gönderir. Ertesi gün aynı şey... Bu tablo sizi deli etmeden önce ısıya bağlı krank sensörü arızasını akla getirmelisiniz.
Motor kontrol ünitesi krank sensöründen sinyal alamadığında bir süre geçmiş verilere göre çalışmaya devam etmeye çalışır. Ama bu geçici bir köprüdür. Bir süre sonra sistem tamamen vazgeçer, arıza lambası yanar, motor durur. Bazı araçlarda lamba bile yanmaz, direkt durur. Billahi en sinir bozucu durum budur.
Hız sensörü ile krank sensörü aynı anda arıza verirse tablo daha da karmaşıklaşır. Şanzıman sorunları, ani vites geçiş problemleri, hız göstergesinin tutarsız çalışması... Hepsi aynı anda patlak verir. Sürücü ne tarafa bakacağını bilemez, servis de kolay kolay teşhis koyamaz.
Krank sensörünü değiştirmek çoğu araçta basit bir işlemdir. Ama doğru sensörü takmak, doğru hava aralığını ayarlamak ve sonrasında ECU'yu sıfırlamak gerekir. Bu adımlardan biri atlanırsa yeni sensörle de aynı sorun yaşanabilir. Parça değil, süreç önemlidir.
Araç eskidikçe sensör kablolarının kılıfı çatlar, nem alır, oksidasyon başlar. Sensörün kendisi sağlam olsa bile sinyal iletimi bozulur. Direkt sensörü suçlamadan önce kablo ve konnektör kontrolü yapmak hem zaman hem para kazandırır. Çoğu zaman sorun oradadır zaten...
Sonuçta krank sensörü bir motorun nabzını tutan parçadır. Nabız durduğunda motor ne ne yapacağını bilemez, ne zaman ateş edeceğini, ne zaman duracağını... Küçük bir elektronik parçanın bu kadar kritik olması garip gelir ama içten yanmalı motorun mantığını bir kez kavrayınca garipliği kalkar. Her şey zamanlama, her şey sinyal, her şey o küçük sensörün dürüstlüğüne bağlı.
Motorun ateşleme zamanlaması rastgele çalışmaz. Her şey milisaniyelerle ölçülür, her ateşleme tam doğru anda gerçekleşmek zorundadır. Krank sensörü işte bu zamanlamayı motor kontrol ünitesine bildiren gözdir. O göz kapandığında sistem kör uçuşa geçer, kör uçuş da çoğunlukla yere çakılışla biter.
Arızanın sinsi tarafı ani değil kademeli gelmesidir. Önce motor soğukken zor çalışmaya başlar. Sonra kırmızı ışıkta beklerken titrer. Sonra bir sabah hiç çalışmaz. Abi ya, tam bu süreci yaşayan onlarca sürücü "mevsimden oldu" diye geçiştirmiş, ta ki aylarca uğraşana kadar...
Ateşleme sinyali gelmeyince enjektörler de doğru çalışamaz. Yakıt yanlış anda püskürtülür ya da hiç püskürtülmez. Motor ya çok zengin karışımla boğulur ya da açlıktan durur. İkisi de kötü, ikisi de aynı kaynaktan beslenir.
Vuruntu sesleri başladığında çoğu insan akla gelen her şeyi değiştirir. Buji, hava filtresi, yakıt filtresi... Vallahi bunların hepsi gerekli olabilir ama krank sensörü kontrol edilmeden yapılan her müdahale biraz tahmin oyunudur. Tahmin oyunu da para yakar.
Rölantide titreme sadece motor takozlarının işi değildir. Krank sensörü intermittant, yani aralıklı arıza verdiğinde motor düzensiz ateşleme yapar. Bu düzensizlik titreme olarak hissedilir, sürücü de takoza gider. Takoz değişir, titreme devam eder. Döngü böyle başlar.
Bazı araçlarda krank sensörü ısındıkça arıza verir, soğuyunca normale döner. Sabah güzelce çalışır, öğle vakti yolda kalırsınız. Tamirciye götürürsünüz, "çalışıyor ki" der. Sizi eve gönderir. Ertesi gün aynı şey... Bu tablo sizi deli etmeden önce ısıya bağlı krank sensörü arızasını akla getirmelisiniz.
Motor kontrol ünitesi krank sensöründen sinyal alamadığında bir süre geçmiş verilere göre çalışmaya devam etmeye çalışır. Ama bu geçici bir köprüdür. Bir süre sonra sistem tamamen vazgeçer, arıza lambası yanar, motor durur. Bazı araçlarda lamba bile yanmaz, direkt durur. Billahi en sinir bozucu durum budur.
Hız sensörü ile krank sensörü aynı anda arıza verirse tablo daha da karmaşıklaşır. Şanzıman sorunları, ani vites geçiş problemleri, hız göstergesinin tutarsız çalışması... Hepsi aynı anda patlak verir. Sürücü ne tarafa bakacağını bilemez, servis de kolay kolay teşhis koyamaz.
Krank sensörünü değiştirmek çoğu araçta basit bir işlemdir. Ama doğru sensörü takmak, doğru hava aralığını ayarlamak ve sonrasında ECU'yu sıfırlamak gerekir. Bu adımlardan biri atlanırsa yeni sensörle de aynı sorun yaşanabilir. Parça değil, süreç önemlidir.
Araç eskidikçe sensör kablolarının kılıfı çatlar, nem alır, oksidasyon başlar. Sensörün kendisi sağlam olsa bile sinyal iletimi bozulur. Direkt sensörü suçlamadan önce kablo ve konnektör kontrolü yapmak hem zaman hem para kazandırır. Çoğu zaman sorun oradadır zaten...
Sonuçta krank sensörü bir motorun nabzını tutan parçadır. Nabız durduğunda motor ne ne yapacağını bilemez, ne zaman ateş edeceğini, ne zaman duracağını... Küçük bir elektronik parçanın bu kadar kritik olması garip gelir ama içten yanmalı motorun mantığını bir kez kavrayınca garipliği kalkar. Her şey zamanlama, her şey sinyal, her şey o küçük sensörün dürüstlüğüne bağlı.