Sigorta kutusu arızaları nasıl teşhis edilir?

SaffronCadence

Kayıtlı Kullanıcı
Sigorta kutusunu açtığında o karanlık, plastik kokulu bölmeye baktığında ne hissediyorsun? Çoğumuz hiçbir şey hissetmiyoruz. Ta ki ışıklar söndüğünde...

Vallahi, sigorta kutusu meselesi tam da böyle bir şey. Görmezden gelirsin, görmezden gelirsin, sonra bir gün buzdolabı susar, televizyon karalar, ve sen orada kalırsın elinle duvara vurarak. Ama o kutunun içinde aslında çok şey konuşuyor. Biz biraz kulak vermesini öğrendik artık, öğrenmek zorunda kaldık.

MCB yani minyatür devre kesici denen o küçük anahtarlar, sadece "attı" ya da "atmadı" diye ikiye bölünmez. Bir MCB'nin ömrü boyunca yaşadığı kısa devre sayısı, taşıdığı anlık yük dalgalanmaları, nem ve ısı değişimleri... Bunların hepsi o anahtarın iç mekanizmasını yavaş yavaş yoruyor. Bimetal şerit deformasyona uğruyor, ark söndürme odacığı zamanla kirleniyor. Gözle göremezsin ama içeride bir şeyler değişiyor.

Peki nasıl anlarsın? Sigorta ısınıyorsa, dokunduğunda el yakar gibiyse, bu zaten bir çığlık. Termik bölge çalışıyor demektir, yani aşırı yük var ya da bimetalik eleman artık doğru çalışmıyor. İkisi de tehlikeli. İkisi de acil.

Abi, şunu da söyleyelim. Sigorta her atışında biraz daha zayıflar. Çok sık atan bir MCB, artık tam koruma sağlamıyor olabilir. Nominal akım değeri 16 amper yazıyor ama belki 12 amperden atlıyor. Bu fark küçük görünür, değil mi? Ama o fark tam da bir yangının kapıdan girdiği aralıktır.

Gözle muayene dediğimizde sadece "yanmış mı, kırılmış mı" diye bakmıyoruz. Bağlantı noktalarındaki kararma, terminallerden gelen pas veya oksidasyon izi, sigorta üzerindeki şişme ya da erime belirtileri... Bunlar bize bir hikâye anlatıyor. Multimetre ile sigorta üzerinden geçiş direncini ölçtüğünde sıfıra yakın bir değer bekliyorsun. Eğer yüksek direnç görüyorsan, o sigorta içten çürümüş demektir. Dışarıdan sapasağlam görünse bile.

Topraklama hattındaki sorunlar da sigorta kutusundan okunur. Nötr bara ile topraklama barası arasındaki gerilim farkı normalde sıfır olmalı. Değilse, bir yerde bir kaçak var. RCD yani artık akım koruyucu devre kesici, işte tam burada devreye giriyor. 30 miliamper hassasiyetindeki bir RCD, insan hayatını kurtarır. Ama o RCD'nin kendisi de arızalanır. Test butonuna bastığında atmıyorsa, seni koruduğunu sanıyorsun ama aslında hiçbir şey yapmıyor. Sessizce çalışmaz hale gelmiş...

Sigorta kutusu içindeki kablo düzeni de bir tanı aracı aslında. Kablolar düzgün mi oturmuş, terminal vidaları sıkı mı? Gevşek bir bağlantı, temas direnci yaratır. Temas direnci, ısı yaratır. Isı, yangın yaratır. Bu zincir o kadar hızlı işler ki, bazen sabah uyandığında her şey çoktan olmuş olur. Biz bu zinciri kırmak zorundayız.

Fazlar arası yük dengesizliği meselesi var bir de. Üç fazlı bir tesisatta L1, L2, L3 hatlarının taşıdığı akımlar birbirine yakın olmalı. Klamp ampermetre ile her hattı ayrı ayrı ölçtüğünde ciddi bir dengesizlik görüyorsan, bir faza fazla yüklenilmiş demektir. Bu hem o fazın sigortasını yorar hem de nötr hatta gereksiz yük bindirip ısınmaya yol açar.

Sonuçta sigorta kutusu, evin ya da işyerinin nabzıdır. Biz ona bakıp geçmişini okuyabiliyoruz artık. Kararma mı var, koku var mı, ısı var mı, test butonu çalışıyor mu, geçiş direnci normal mi... Bunların hepsini bir arada değerlendirdiğinde, o kutunun sana ne söylemeye çalıştığını anlarsın. Anlamak için elektrik mühendisi olmak şart değil. Ama anlamak için bakmak şart. Gerçekten bakmak.
 
Geri
Üst