Mercedes yanlış yağ viskozitesi kullanılırsa ne olur?

SaffronPeony

Kayıtlı Kullanıcı
Yanlış viskozite derken şöyle bir şey var... Adam servise gidiyor, mekanik "hangisi olsa olur abi, yağ yağdır" diyor, o da inanıyor. İşte tam orada başlıyor her şey. Mercedes motorları bu konuda gerçekten affetmez, bunu söylemek lazım. AMG bloğu olsun M271 olsun, mühendislik toleransları o kadar sıkı ki içine koyduğun yağın SAE sınıfı bile birkaç derece sapsa, hidrolik zincir gerdirici sabah soğukta tıklamaya başlar. Duymuşsunuzdur o sesi. Çalıştırırsın motoru, tak tak tak... Sanki içeride biri kapı çalıyor.

5W-30 yerine 10W-40 koydun diyelim. Kışın soğuk havalarda yağ, krank yataklarına ulaşmadan önce birkaç saniye daha geç akar. O birkaç saniye, abi vallahi, milyonlarca çevrimde ciddi bir aşınma biriktirir. Yağ filminin oluşması için gereken viskozite indeksi Mercedes'in kendi şartnamesinde milipaskal saniye cinsinden belirtilmiştir, bu boşuna değil. Düşük sıcaklıkta akışkanlık yani "W" değeri, soğuk start koruması demek. Bunu atlarsan, krank mili yataklarındaki boşlukları yağ değil metal karşılar.

Tam tersi de var tabii. Çok ince yağ koydun, mesela 0W-20 önerilmediği halde. Motor ısındıkça yağ filmi incelir, turbo yatakları bu durumu ilk hisseden yer olur. Turbo dakikada 100.000 devir dönüyor, oraya gelen yağın belirli bir viskozitede olması şart. İnce gelirse... turbo yatağı birkaç bin kilometre içinde serbest oynar hale gelir. Bunu fark ettiğinde genellikle egzozdan mavi duman çıkmaya başlamıştır bile.

Mercedes'in Atf yağı karıştırma hikayesi de ayrı bir dram. Gearbox için onaylı yağ yerine uyumsuz bir sentez koyulduğunda, 7G-Tronic'in valf gövdesi içindeki basınç kanalları zamanla reçinelenmeye başlar. Viskozite yüksekse yağ kanallarında akış direnci artar, düşükse sızdırmazlık elemanları yetersiz kalır. İkisi de aynı kapıya çıkar, vites geçişleri sertleşir, bazen şanzıman arıza lambası yanar. Servis faturası da ona göre gelir.

Peki biz bunu neden bu kadar geç öğreniyoruz? Çünkü hasar hemen görünmüyor. Motor yağı yanlış seçildiğinde motor hemen durmaz, araba hemen bozulmaz. Ama içeride sessizce bir şeyler biter. Kam mili üzerindeki hidrolik itici silindirleri, doğru viskozite olmadan yeterli yağ basıncı alamaz. Zamanla valf zamanlaması kayar, yanma odası verimi düşer, yakıt tüketimi artar. Bunu analiz etmeden "araba eskidi" dersin, geçersin.

M-Klasse'nin 4MATIC sisteminde diferansiyel yağı da bu işin içinde. Ön ve arka diferansiyel için ayrı viskozite değerleri var, bunu bilmeden tek tip yağ koyan ustalar var maalesef. Sürtünme katsayısı yanlış gelirse, tork dağılımı hesaplanan değerden sapar. Virajda içeriden bir çekme hissedersin, ama nedeni anlamak için mühendislik bilgisi gerekir. Çoğu zaman anlaşılamaz, lastik değiştirilir, hizalama yapılır, sorun devam eder...

Bir de şu var; eski nesil M112 veya M113 motorlarda mineral yağ kullanılmış, sonra tam sentetik geçilmişse, conta ve keçeler bir süre sonra sızmaya başlayabilir. Bu motor yağının viskozitesiyle doğrudan ilgili değil ama yağ tipi değişimi de aynı kategoride değerlendirmek lazım. Sentetiğin deterjan katkıları eski birikintileri çözdüğünde, zaten yorulmuş contalar buna dayanamaz. Bilgi olmadan yapılan iyi niyet bazen pahalıya patlar.

Sonuçta Mercedes bir tolerans makinesi. İçine ne koyduğunuz, nasıl koyduğunuz, hangi sıcaklıkta kullandığınız hepsini kaydediyor, sadece kağıda değil metal yüzeylere. Yanlış viskozite bir kez koysanız dünya yıkılmaz, ama yıllarca koşarsanız motor size o hesabı bir gün mutlaka sorar. Bakım defteri temiz olabilir, ama silindir içindeki iz hiç yalan söylemez.
 
Geri
Üst