SaffronPendulum
Kayıtlı Kullanıcı
Mercedes G Serisi'nde su eksiltme meselesine gelince, bu iş göründüğü kadar basit değil. Adam akıllı bir araç, evet, ama içinde öyle ince noktalar var ki yıllarca bu işle uğraşmamışsan gözünden kaçar gider. Bak, sorun her zaman büyük bir patlama ya da göze çarpan bir sızıntıdan çıkmıyor. Çoğu zaman araç sana sessiz sedasız haber veriyor, sen fark etmiyorsun.
Önce şunu söyleyeyim, soğutma sistemi bu araçlarda gerçekten ağır iş yapıyor. G Serisi'nin kasası ve ağırlığı düşünüldüğünde motor sürekli zorlanıyor, dolayısıyla soğutma suyu da sürekli devrede. Bu kadar yoğun çalışan bir sistemde en ufak bir zayıf nokta zamanla kendini belli eder. Radyatör bağlantıları, hortumların altında kalan kelepçeler, termostat gövdesi... bunların hepsi birer aday.
Abi en yaygın neden dersen, su pompası der geçerim. G Serisi'nde su pompası arızası çok şikayet edilen bir konu. Pompa mili aşındığında ya da salmastrası gittiğinde su dışarı sızmaya başlıyor ama bunu her zaman göremiyorsun. Araç soğukken iz yok, motor ısındıkça buharlaşıp gidiyor. Altına bakıyorsun kuru, ama rezervuar her hafta eksiliyor. İşte o zaman kafayı yemek üzere oluyorsun...
Silindir kapağı contası meselesine de girmek lazım. Bu biraz daha ciddi tablo. Conta gittiğinde su yanma odasına kaçıyor, egzozdan beyaz duman çıkıyor, yağ kapağının altında köpük oluşuyor. Ama şunu da söyleyeyim, her beyaz duman conta değil. Soğuk havada normal buhar da çıkar. Fark şu ki conta sorununda duman sürekli, yağlı ve keskin kokulu oluyor. Bunu bir kez kokladın mı anlarsın zaten.
Isıtıcı radyatörü de atlamamak gerekiyor. Kalorifer içindeki o küçük radyatör, zamanla sızdırmaya başladığında su nereye gidiyor biliyor musun, direkt taban döşemesinin altına. Araçta tatlı bir antifreez kokusu var, camlar sürekli buğulanıyor, ama sızıntı göremiyorsun çünkü her şey iç tarafta oluyor. Yıllarca bu işi yapan biri için bile ilk anda şüphe götürür...
Genişleme tankı çatlakları da cabası. Plastik tank zamanla UV ışığından ve ısı döngülerinden çatlıyor. Bazen gözle görülür bir çatlak yok, sadece kapak contası oturmuyor ya da tank boyunca ince bir saç teli gibi iz var. Baskı testi yapmadan bulamıyorsun. Servis gitmeden önce kendim kontrol edeyim diyenlere şunu söylerim, soğuk araçta kapağı dikkatlice aç, içine bak, kapağın altında yağlı tortu varsa iş başka yere kayıyor demektir.
Bir de şu var, G Serisi'nin yaşına göre bu sorunların sıklığı değişiyor. 2010 öncesi araçlarda hortum yaşlanması çok daha belirgin bir sorun. Kauçuk zamanla sertleşiyor, küçük çatlaklar oluşuyor, özellikle baskının yüksek olduğu noktalarda su fışkırmasa da damla damla kaçıyor. Yılda bir hortumları sıkıştırıp kontrol etmek, elle yoklamak... bu kadar basit bir şey çok büyük sorunu önlüyor vallahi.
Son olarak şunu da ekleyeyim, bu araçlarda su eksiltme sorununu erken yakalamak her şeyden değerli. Motor aşırı ısındığında iş silindir kapağından çok daha pahalı yerlere gidebilir. Rezervuarı her uzun yolculuk öncesi kontrol etmek, soğutma suyunun rengine bakmak, antifreez konsantrasyonunu yılda bir ölçtürmek... bunlar küçük şeyler ama G Serisi gibi bir araçta bu küçük şeyler seni çok büyük faturalardan kurtarıyor. Tecrübe bu işte.
Önce şunu söyleyeyim, soğutma sistemi bu araçlarda gerçekten ağır iş yapıyor. G Serisi'nin kasası ve ağırlığı düşünüldüğünde motor sürekli zorlanıyor, dolayısıyla soğutma suyu da sürekli devrede. Bu kadar yoğun çalışan bir sistemde en ufak bir zayıf nokta zamanla kendini belli eder. Radyatör bağlantıları, hortumların altında kalan kelepçeler, termostat gövdesi... bunların hepsi birer aday.
Abi en yaygın neden dersen, su pompası der geçerim. G Serisi'nde su pompası arızası çok şikayet edilen bir konu. Pompa mili aşındığında ya da salmastrası gittiğinde su dışarı sızmaya başlıyor ama bunu her zaman göremiyorsun. Araç soğukken iz yok, motor ısındıkça buharlaşıp gidiyor. Altına bakıyorsun kuru, ama rezervuar her hafta eksiliyor. İşte o zaman kafayı yemek üzere oluyorsun...
Silindir kapağı contası meselesine de girmek lazım. Bu biraz daha ciddi tablo. Conta gittiğinde su yanma odasına kaçıyor, egzozdan beyaz duman çıkıyor, yağ kapağının altında köpük oluşuyor. Ama şunu da söyleyeyim, her beyaz duman conta değil. Soğuk havada normal buhar da çıkar. Fark şu ki conta sorununda duman sürekli, yağlı ve keskin kokulu oluyor. Bunu bir kez kokladın mı anlarsın zaten.
Isıtıcı radyatörü de atlamamak gerekiyor. Kalorifer içindeki o küçük radyatör, zamanla sızdırmaya başladığında su nereye gidiyor biliyor musun, direkt taban döşemesinin altına. Araçta tatlı bir antifreez kokusu var, camlar sürekli buğulanıyor, ama sızıntı göremiyorsun çünkü her şey iç tarafta oluyor. Yıllarca bu işi yapan biri için bile ilk anda şüphe götürür...
Genişleme tankı çatlakları da cabası. Plastik tank zamanla UV ışığından ve ısı döngülerinden çatlıyor. Bazen gözle görülür bir çatlak yok, sadece kapak contası oturmuyor ya da tank boyunca ince bir saç teli gibi iz var. Baskı testi yapmadan bulamıyorsun. Servis gitmeden önce kendim kontrol edeyim diyenlere şunu söylerim, soğuk araçta kapağı dikkatlice aç, içine bak, kapağın altında yağlı tortu varsa iş başka yere kayıyor demektir.
Bir de şu var, G Serisi'nin yaşına göre bu sorunların sıklığı değişiyor. 2010 öncesi araçlarda hortum yaşlanması çok daha belirgin bir sorun. Kauçuk zamanla sertleşiyor, küçük çatlaklar oluşuyor, özellikle baskının yüksek olduğu noktalarda su fışkırmasa da damla damla kaçıyor. Yılda bir hortumları sıkıştırıp kontrol etmek, elle yoklamak... bu kadar basit bir şey çok büyük sorunu önlüyor vallahi.
Son olarak şunu da ekleyeyim, bu araçlarda su eksiltme sorununu erken yakalamak her şeyden değerli. Motor aşırı ısındığında iş silindir kapağından çok daha pahalı yerlere gidebilir. Rezervuarı her uzun yolculuk öncesi kontrol etmek, soğutma suyunun rengine bakmak, antifreez konsantrasyonunu yılda bir ölçtürmek... bunlar küçük şeyler ama G Serisi gibi bir araçta bu küçük şeyler seni çok büyük faturalardan kurtarıyor. Tecrübe bu işte.