Elektrik parçalarının arızalı olduğu nasıl anlaşılır?

CrimsonFjord

Kayıtlı Kullanıcı
Bir elektrik parçası sessizce ölür. Patlama olmaz çoğu zaman, duman da çıkmaz. Sadece bir şey çalışmaz artık. Ve insan orada durup bakar, "ne oldu bunun başına" diye.

Yıllar önce bir fabrikada çalışırken bir usta vardı, Hüseyin Usta. Adam bir motora bakardı, üç saniye. Sadece bakardı. Sonra dönerdi ve "bu sargı gitmiş" derdi. Biz gençler güler geçerdik. Ama haklı çıkardı. Her seferinde. Çünkü o adam parçanın dilini öğrenmişti. O dili öğrenmek mümkün, ama önce neye bakacağını bilmek gerekiyor.

Anormal ısı, her şeyin başlangıcıdır. Bir parça çalışırken normalden fazla ısınıyorsa, orada bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Kondansatör, röle, sigortalar... hepsi belirli bir sıcaklık aralığında çalışır. O aralığın üstüne çıkmak, parçanın kendini yavaş yavaş yakması anlamına gelir. Elinizi yaklaştırın, ama dokunmayın. Isı hissettiriyorsa, sorgu başlasın.

Koku meselesi ise hiç hafife alınmamalı. Yanık plastik kokusu, o keskin elektrik yanığı... vallahi bu kokuyu bir kez alan bir daha unutmaz. Transformatörler bozulduğunda, sargı izolasyonu eridiğinde çıkan o tatlımsı yanık koku, adeta parçanın son çığlığıdır. Koku duyduğunuz anda aramayı bırakın, önce kaynağı bulun.

Görsel belirtiler bazen çok açıktır, bazen fark etmek için dikkatli bir göz gerekir. Kondansatörlerin tepesindeki şişme, bir arızanın en net işaretlerinden biridir. Düz olması gereken metal yüzey kabarıksa, içeride bir baskı birikmiş demektir. Resistansların üzerindeki renk değişimi de öyle. Kahverengiden siyaha dönen bir direnç, bir noktada gereğinden fazla akım çekmiş ve kendini yakmıştır. Bunlar göz önünde duran belgelerdir aslında.

Ses, elektrik parçaları söz konusu olduğunda son derece anlamlı bir ipucudur. Transformatörler hafif bir vızıltıyla çalışır, bu normaldir. Ama o vızıltı güçlenmeye başlarsa, düzensiz hale gelirse... işte o zaman bir şeyler sorgulanmalıdır. Kondansatörler zaman zaman tıklama sesi çıkarır. Röleler geç kapanır ya da titreşir. Bunların hepsi birer sinyal, birer mesaj. Parça konuşuyor, ama dinleyen kulak gerekiyor.

Multimetre olmadan bu işe girişmek, karanlıkta yürümek gibidir. Direnç ölçümü yapıldığında değer sıfır çıkıyorsa kısa devre var demektir. Sonsuz çıkıyorsa iç bağlantı kopmuştur. İkisi de arızadır, ikisi de farklı anlatır. Kondansatörleri test ederken şarj olup olmadığına bakılır. Şarj almıyorsa bitti gitmiş. Bu ölçümler basit ama son derece belirleyicidir.

Devre şemasıyla karşılaştırmak, deneyimli teknisyenlerin en sık başvurduğu yöntemdir. Bir parçanın beklenen değerle gerçek değeri arasındaki fark, arızanın hem varlığını hem de boyutunu gösterir. Abi, şemada 470 ohm yazıyor ama ölçüm 1200 ohm çıkıyorsa, o parça artık görevini yapamıyor demektir. Tolerans sınırı aşılmıştır.

Göz ardı edilen bir nokta vardır ki çoğu kişi buna dikkat etmez: bacak bağlantıları. Lehim noktaları zamanla okside olur, çatlak lehim oluşur. Dışarıdan sağlam görünür ama temas kesilmiştir aslında. Parça fiziksel olarak yerli yerinde durmaktadır. Ama elektriksel olarak devre dışıdır. Bu tür arızalar en çok yanıltandır, en çok vakit çalandır.

Parçaların ömrü de hesaba katılmalıdır. Elektrolizli kondansatörler 10 ila 15 yıl sonra kendi kendine bozulmaya başlar. Kullanılmasa bile. Depoda duran bir parça, belirli bir yaştan sonra artık güvenilir değildir. Bunun farkında olmadan yapılan testler yanıltıcı sonuçlar verebilir. Tarih önemlidir, seri numarası önemlidir.

Sonuç olarak, bir elektrik parçasının arızalı olup olmadığını anlamak; sıcaklığı hissetmekten, kokuyu tanımaktan, sesi dinlemekten, gözle görmekten ve aletle ölçmekten geçer. Bu beş duyuya bir de mantığı eklediğinizde, Hüseyin Usta'nın o üç saniyelik bakışına yaklaşmak mümkün olur. Belki tam olarak değil. Ama yaklaşmak...
 
Geri
Üst