Biyel kolu arızası motora nasıl zarar verir?

TurquoiseFjord

Kayıtlı Kullanıcı
Bir sabah arabanı çalıştırdın, her şey normal gibiydi. Sonra o ses geldi. Tok, ağır, metalik bir ses. Motorun içinden. Tam da "acaba mı?" diye düşünürken bir daha çaldı. Ve bir daha...

Abi, o sesi duyan her oto tamircisi ne olduğunu anında bilir. Biyel kolu. Motorun belki de en kritik parçalarından biri. Ve bir kez hasar görmeye başladı mı, gerisi domino taşları gibi gelir.

Biyel kolu aslında çok basit bir görev üstlenir gibi görünür, pistonun yukarı aşağı hareketini krank miline aktarır, o kadar. Ama bu "o kadar" dediğimiz şey, motorun kalbi sayılır. Her devir atışında binlerce kez çalışır. Tonlarca baskıya maruz kalır. Yağ kesilirse, ısı artarsa, ya da içine su kaçarsa... işte o zaman her şey değişir.

Düşün bir dakika. Pistonun aşağı indiği o anlarda biyel kolu üzerindeki kuvvet ne kadardır biliyor musun? Bazı motorlarda bu değer birkaç tona kadar çıkabilir. Vallahi abartmıyorum. Ve bu kuvvet, saniyenin binde birinde tekrar tekrar uygulanır. Biyel kolu bu yükü taşıyabildiği sürece her şey yolunda gider. Taşıyamadığı an...

O tok ses işte tam o andır. Motorun içinden gelen "knock" sesi olarak da bilirler bunu. Bazıları buna "rod knock" der. Biyel kolu yatakları aşındığında, piston yukarı aşağı giderken biyel kolu hafifçe sallanmaya başlar. O sallantı her seferinde metal yüzeylere vurur. Tok, tok, tok. Motorun devri arttıkça ses de artar. Bir süre sonra zaten başka bir şey duyamazsın.

Peki bu noktada ne olur motora? Yataklar aşındıkça yağ filmi ortadan kalkar. Metal metale sürtünür. Isı aniden fırlar. Krank mili çizilmeye başlar, biyel kolu biraz daha oynar, biraz daha... ve bir gün, genellikle en beklenmedik anda, biyel kolu kırılır.

Kırılan bir biyel kolu motorun içinde ne yapar? Bunu düşünmek bile insanı rahatsız eder. Motor çalışırken kırılan bir biyel kolu, bir kama gibi motorun içinde savrulur. Bloku deler, kafayı kırar, karteri parçalar. Bazen dışarı çıkar. Evet, tam anlamıyla motorun gövdesini delerek dışarı fırlar. Buna mekanik dünyada "rod through the block" derler. Motorun ölüm ilamıdır.

Ama şunu da söyleyeyim, çoğu zaman bu kadar dramatik bir son olmaz. Biyel kolu hemen kırılmaz. Önce belirtiler verir. Uzun süre o sesi duyup "ileride bakayım" diyenler, motoru yavaş yavaş içten çürüten bir süreci başlatmış olurlar. Yağ tüketimi artar. Motor titreşir. Güç düşer. Ve bir gün motor zaten kendiliğinden durur. Ama o noktaya geldiğinde tamir masrafı, yeni motor fiyatına yaklaşmış olur çoğu zaman.

Şimdi şunu merak ediyorsundur, bu arıza neden olur? Birkaç temel neden var. En yaygını yağ basıncı düşüklüğü. Yağ seviyesini kontrol etmeden aylarca süren kullanım, yağ pompasının arızalanması, ya da yağ filtresinin tıkanması... bunların hepsi biyel kolu yataklarına giden yağı keser. Yağ olmadan metal, metale sürtünür. Bunu yaşayan her motor aynı sona gider.

Bir de soğutma suyu meselesi var. Motor bloğuna su kaçması, hidrolik kilit denen şeye yol açar. Piston sıkışır, biyel kolu bükülür. Su, motorun içine girdiğinde sıkıştırılamaz olduğu için piston normal hareketini yapamaz. Biyel kolu o anda ya eğilir ya da kırılır. Araba çalışmaya devam etse bile içeride ciddi bir hasar başlamış demektir.

Aşırı ısınmayı da atlamamak lazım. Motor ısısı kontrolsüz yükseldiğinde metaller genleşir. Toleranslar bozulur. Biyel kolu yatakları sıkışabilir ya da tam tersi, aşırı gevşeyebilir. İkisi de kötü. Biri anında kilitleme yapar, diğeri o tok sesi başlatır.

Billahi şunu söyleyeyim, biyel kolu arızasının en sinsi yanı şudur: başlangıçta çok masum görünür. Belki sadece biraz daha fazla yağ tüketiyor. Belki motor soğukken biraz tuhaf ses çıkarıyor ama ısındıkça geçiyor. Ama geçmez. Asla geçmez. Sadece bir süre için hafifler, sonra geri döner. Daha güçlü döner.

Erken yakalanırsa ne yapılabilir? Yataklar değiştirilebilir. Krank mili taşlanabilir. Biyel kolu kontrol edilir, eğer bükülmemişse tekrar kullanılabilir. Bu aşamada yapılan tamir, motoru kurtarır. Ama "biraz daha kullanalım" denen her gün, bu seçeneği biraz daha uzaklaştırır.

O tok sesi duyduğunda arabayı çekmeye bağla. Motor çalışır halde götürme. Her devir, her kilometre, hasarı katlar. Tamirciye söyle tam olarak ne duyduğunu. Tok mu, metalik mi, devire bağlı mı artıyor? Bunlar teşhis için çok değerlidir. Yağ seviyesine bak, rengi kontrol et. Koyu siyah değil ama içinde metalik parıltılar varsa... zaten cevabını almış olursun.

Motor, arabanın kalbidir derler ya, biyel kolu da o kalbin içindeki en kritik damarlardan biridir. Bir kez tıkandı mı, bir kez hasar gördü mü, geri dönüşü olmayan bir süreç başlar. Ve bu süreç, çoğu zaman farkında olmadan başlar. Sessizce. Yavaşça.
 
Geri
Üst